| Duygulara Yüksek Dokunuş |
|
|
|
| Hasan Serdaroğlu tarafından yazıldı. |
| Cuma, 05 Mart 2010 07:56 |
Genç adamın biri,babasına her gün şunları söylermiş;”Benim de senin gibi bir çok dostum var” Baba,itiraz eder.Olmaz öyle şey,öyle çok dost olmaz.Hakikisi belki bir,belki ikidir.Fazlasını bulamazsın dermiş.Fakat çocuk birden fazla dostu gerçek dostu olduğu konusunda ısrarlıymış.Bu ısrarlı tartışma bir iddia ile karar bağlanmış.Bir akşam koyun kesmişler ve bir çuvala koymuşlar.Baba demiş ki oğluna “Hadi al bu çuvalı, götür şimdi en iyi dostuna.” Çocuk kanlar damlamakta olan ve kandan kıpkırmızı olan çuvalı sırtlamış ve en iyi dostu bildiği kişinin yolunu tutmuş.Adeta çuvalın içinde ölü bir ceset var gibiymiş.Kapıyı çalmış.O dostu kanlar içindeki çuvalı görünce, konuşmaya bile fırsat vermeden kapıyı genç adamın suratına kapatmış. Böylece tek tek dolaşmış delikanlı.Kendince tanıdığı,sevdiği dostlarını.Ne çare hepsinden de kimin yanına gittiyse sonuç aynıymış.Hiç birisi genç adamı içeri almamış. Genç adam, çuval sırtında hayal kırıklığına uğramış olarak geri dönmüş ama içten içe yıkılmış.Babasına dönerek “ Haklıymışsın baba demiş.”Dost yokmuş dünyada, ne sana , ne de bana.Baba; hayır evlat,benim dostum bildiğim biri var.Hadi çuvalı alda bir kerede ona git demiş.Genç adam,çuvalı sırtlanmış tekrar.Alnından ter,çuvaldan kanlar damlıyormuş.Gitmiş baba dostuna,orada kabul görmüş,sevinmiş.Delikanlıyı hemen içeri buyur etmiş.Oradan da arka bahçeye geçmişler.Bir çukur açmışlar birlikte,çuvaldaki koyunu gömmüşler adam diye.Üzerini de toprakla kapatmışlar.Kimse anlamasın diye toprağın üzerine sarımsak dikmişler. Genç adam gelmiş babasına, “Baba, işte dost buymuş,” diye konuşunca babası; Daha erken, o belli olmaz daha.Sen yarın git oraya ve dostumla bir bahane bularak kavga et.Hatta hiç çekinmeden iki tokat patlat yüzüne.İşte o zaman anlaşılacak dostun hakikisi.Sonra olanları gel bana anlat,demiş. Genç adam, aynen yapmış babasının dediğini,maksadı anlamakmış dostun hakikisini.Babasının dostuna basmış iki tokadı.Demiş ki, tokadı yiyen dost ; Git de söyle babana.Biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada. Sevdiklerimiz denilince sadece karşı cins ya da aile bireylerimizi aklımıza getiririz.Dostlarımızda bu gruba girer.Nice değerli dost kalbi; yanlış dokunuşlarımız,yanlış davranışlarımız yüzünden kırılmıştır.Dostluk,Allah rızası için karşılıksız ,menfaatsiz,hesapsız birbirini seven iki insanın yüreklerinde anlam bulan ilişkilerdir.Dost dediğimiz kardeş gibidir.Anne ve babamızı seçme şansımız yok ama dostlarımızı seçme şansımız var.Omzuna yaslanıp ağlayabildiğimiz,sırlarımızı, sıkıntılarımızı paylaşabileceğimiz,ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda olacak,bizimle gülüp bizimle ağlayacak bir seçilmiş kardeşimiz varsa ne mutlu bize.Öyle adam gibi adam,dosdoğru dost bulmak maalesef herkese nasip olmuyor.Allah cümlemize nasip etsin.Paylaştıkça güçlenen,değer kazanan,çıkarsız bir kurum olmalıdır,dostluk.Değil mi sevgili dostlar ?.Dost dostuna zarar vermez,kazara zarar verirse dostun affedebileni gerçek dosttur.Yarı yolda bırakmayandır. Bir düşünelim,çevremizde gerçekten bizi satmayacak, en hassas durumumuzu kullanmayacak,en kötü anımızda yanımızda olacak birileri var mı ?.Bir elin parmaklarını geçmez,belki o kadarda yok.Hatasız kul olmaz,hatasız dostta olmaz.Hatalarımızla kusurlarımızla birbirimizde Allah’ın rızasına nail olmaya çalışmaktır,Dostluk. Çanakkale savaşında cephede yaralanan arkadaşının, mevziden fırlayarak yağmur gibi yağan mermilere aldırış etmeden yardımına giderek “Geldim kardeşim” dediğinde ,Geleceğini biliyordum,demektir. Duygularınıza ufak bir dokunuş yapabildiysek ne mutlu bize...! Tags:
Yazının okunma sayısı: 323 Yorumlar (1)
![]() |
| Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Mart 2010 21:43 |



Genç adamın biri,babasına her gün şunları söylermiş;”Benim de senin gibi bir çok dostum var” Baba,itiraz eder.Olmaz öyle şey,öyle çok dost olmaz.Hakikisi belki bir,belki ikidir.Fazlasını bulamazsın dermiş.

