|

Bolamanlılar Derneği Başkanı Murat Nevzat Özsoy; “Zamanım Kısıtlı Olmasa, Dernek Çok Daha İyi Olurdu”
İstanbul Bolamanlılar Derneği Başkanı Murat Nevzat Özsoy’a Bolaman’ı ve Bolamanlılar Derneğini sorduk. Sorularımıza içtenlikle cevap veren başkan Özsoy, “Zamanım kısıtlı olmasaydı, derneği çok daha iyi yerlere götürebilirdim” dedi. Yaptığı işler hakkında da bilgi veren başkan bakın neler söyledi.
-Başkanım, öncelikle Bolaman’dan başlayalım. Bolaman deyince aklınıza ne geliyor? Sizin için neyi çağrıştırıyor? Mutluluğu tabiki.. Ortaokul bitene kadar hemen hemen her yaz Bolaman’a tatile geldim. Çalışlar Deresi’nde balık tuttum. Yüzmeyi orada öğrendim. Yalnız buralarda “Fatsa - Bolaman” ile “Muğla - Balaman” çok karıştırılıyor. Başıma bir çok defa geldi. Herkes gibi bende “-Nerelisin?” diye sorduklarında, önce “Fatsalıyım” sonrada “Bolaman” diyorum ama aldığım cevap; “Orası Muğla’da değil mi?” oluyor. Bolaman’ı İstanbul’da yaşayan hangi Karadenizliye sorarsan sor bilir. Büyük bir çoğunluğu “Şu virajlı yer” olarak bilir ama o virajların Yalıköy’den başlayıp, Perşembe’ye kadar uzandığını bilmez kimse… Bolaman diye bilirler. Ama ben Bolaman’da değil İstanbul’da doğmuş biriyim.
-Sizi Fatsa doğumlu biliyorduk Nüfusumda Fatsa doğumlu yazıyor ama ben Şişli’de dünyaya gelmişim. Beni gerçek Bolamanlı yapan ‘Bolamanlılar Derneği’dir.
-Peki başkanım bize dernek başkanlığı sürecinden bahseder misiniz? Her şey çok çabuk gelişti. Benim ailem 1959 yılında İstanbul’a gelmiş. Tabi o yıllarda buralarda Fatsalı sayısı yok denilecek kadar azınlıktaymış. İstanbul’a gelen akraba ya da tanıdık muhakkak bizim eve gelirdi. Ablamın düğünü Fatsa’da yapıldı ve inan benim kafamı okşayıp sevenler oldu. Ablamın düğününde ben 30’lu yaşlara gelmiş, çoluk çocuğa karışmışım. Daha dün gibi aklımda, başımı okşayıp ta; “Sen şu kadar çocuktun, koca adam olmuşsun. *Ben İstanbul’a ehliyetimi almaya gelmiştim. *6 ay sizde kaldım. *Yedek subay olarak İstanbul’a gelmiş, evimi de getirmiştim. Sizin 2. Buzdolabını alıp götürmüştüm” gibi sözler duymuştum. Benim ailem İstanbul’da yaşıyor ama Fatsa’da çok insanla tanışıyordu. Çok çevremiz vardı ve ben kimseyi tanımıyordum. Bu benim içimde uhde oldu diyebilirim. 2005 yılında annem vefat ettiğinde evimiz o kadar kalabalıktı ki anlatamam. Bir süre sonra kendi kendime dedim ki; ben bu kadar insanı bir şekilde bir yerlerde toplamalıyım. Bir piknik organize ettim. 2-3 kişi beraber olduk. 2. yıl bu katılım ikiye katlandı ve 3.yü organize ettiğimizde abartmıyorum 1000 kişi kadar katılım yapmıştı. Buda dernekçilerin dikkatini çekmiş, “Ne yapıyorsunuz siz? Dernek mi kuruyorsunuz?” diye sordular. “Bizim dernekle işimiz olmaz. Akrabalarla bir araya geliyoruz, vakit geçiriyoruz” dedim. Dediler ki; güzel bir şey yapıyorsunuz ama bunları gelin dernekte birlikte paylaşalım. Dernek hakkında o zaman bilgiler toplamaya başlamıştım. Dernekten içeriye girince güzel insanlar tanıdım. Baktım bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, bir çabaları var ama imkânları kısıtlı. Bir gün yemeğe davet edildim ve gördüm ki gerçekten büyük bir kitle var. Teklif geldi “Yönetim kurlunda olur musun?” diye. “Ben uluslar arası çalışıyorum ve vakti çok kısıtlı biriyim. Evime bile vakit ayıramıyorum. Elimden gelen desteği sağlarım ama vakit ayıramayabilirim” dedim ve İlk yapılan genel kurul toplantısında kendimi dernek başkanı olarak gördüm. Yani bir hedefim ya da amacım yok. Tamamen kendi kendine gelişti.
-Uluslar arası çalışıyorsunuz ve yoğun bir trafik içindesiniz. Derneğe zaman ayırabiliyor musunuz? (Gülümsüyor) 21 aydır dernek yönetiyorum, dernek benden, ben dernekten şikayetçiyim. Yanlış anlaşılmasın işin latifesi bu ama bir çok defa dernek için uçak biletimi yaktım. Birçok seyahatimi iptal ettim. Engin sende şahitsin yoğunluğuma… Samimiyetimle söylüyorum, derneği gerçekten daha iyi yerlere götürecek insanlar varsa onların oraya çıkıp başkan olmasını isterim. Kendi yaptığım icraatlardan memnunum. Yapılması gerekenleri yaptığıma inanıyorum. Gayette huzurluyum ama kabul ediyorum ki zaman ayırabilsem derneği çok daha iyi yerlere getirebilirdim. Ekibimden de asla şikayet etmiyorum. Çünkü İstanbul’da 365 gün çalışmak var. Bu tür sosyal aktivitelere zaman ayırmak zor. Yöneticilik yapmak çok daha zor. Herkes elinden geleni en iyi şekilde yapmak istiyor, yapıyor da… Şikayetçi değilim ama üzüldüğüm şeyler var. Derneğin kurulu bir çatısı var. Çok hoş ortamı var. Kahvehane değil, meyhane hiç değil. Tamamen aile ortamına dayalı. Bu bizden de olabilir ya da Bolamanlılardan da olabilir. Yapılan etkinliklere maalesef çok fazla katılım olmuyor. Ben dernek başkanı olduğum günden bu güne kadar hiç kimseden bir kuruş talep etmedim. 21 ay boyunca derneğin tüm masraflarını kendi cebimden karşıladım. Bunu ilk defa söylüyorum. Gocunmuyorum helali hoş olsun ama lütfen derneğimize sahip çıkılsın. Derneğin bundan sonraki hedefi daha iyi yerlere getirmek olmalı... Dernekte bugün ben başkanım yarın olmayabilirim ama her zaman derneğimizin yanındayım ve de iyi bir Bolamanlıyım.
-Başkanım birazda yaptığınız işten bahseder misiniz? Bilmeyenler var, hatta “Kara Para” diyenleri duyuyoruz bu konuda ne söyleyeceksiniz? (Gülüyor) Kara biriyim kabul ediyorum ama cildim ile alakalı bir durum. Memleketten geliyor olsa gerek. Şakası bir yana mühendislik eğitimi almış bir insanın kara para ile işi olmaz. Ben kesinlikle devlete vergisini veren, tamamen legal şirketleri olan biriyim. Yaptığım işlerin başında makine üretimi gelir. Ülkede yenilen ekmekten, otobüse bindiğinizde içtiğiniz çayda ki şekere, ya da evinizde pişirdiğiniz bulgura kadar birçok paketleme makinelerin imalatını yapıyorum. Mesela Karadeniz’e gittiğinizde içtiğiniz oraletin paketi Samsun’da SAMMEY’den gelir. Paketleme makinesi benim üretimimdir. Marketten baharat alırsınız “Bağdat Baharat” makineleri benim kendi işletmemin imalatıdır. “Banvit Piliç” yersiniz yanında minnacık bir sos getirirler. Benim makinemin paketlediği sostur. Lahmacun yersiniz yanında minnacık tuz gelir. Benim makinemin paketlediği tuzdur. Bugün bile kimse merak edipte “Kim imal etti bunları” diye kimse düşünmüyor. Ben zamanında düşünmüştüm. Söylediğim üzere birinci işim makine imalatıdır. Paketleme – Ambalajlama makineleri imal ediyoruz. Bunun yanında dış ticaret firmam var. Herhangi bir fabrikanın yurt dışından neye ihtiyacı varsa lojistik olarak tedarik ediyoruz. Bunun dışında özellikle Avrupa’da bulunan birkaç şirketin Türkiye ve Ortadoğu mümessilliği var. Ayrıca bir tanede ganyan bayiim var. (Gülümsüyor) Ganyan’da kara para var mı bilmiyorum hiç oynamadım… Bana yakın olan kişiler ne iş yaptığımı biliyor ama yakın olmayan kişiler bu değirmenin suyu nereden geliyor diye konuşuyor biliyorum. Değirmenin suyu 36 ülke gezmemden geliyor. Yılın 365 günü çalışmaktan geliyor. Dernek başkanlığı platformları genelde reklam amacıyla kullanılır. Gelecek ya da siyasi amacı bulunan ya da ticari amaçla kendini lanse etmek isteyen insanların kullandığı bir platformdur. Onun içinde insanlar merak ediyor. Ben 40 kişiye iş istihdamı sağlıyorum ve işimden memnunum. Kara parayla filanda işim olmadı. Evime helal ekmek götürüyorum. Allah helalden ayırmasın. Hayatta tek gayem, Musalla taşına yattığımda namazımı kılan cemaate imam, “Nasıl bilirdiniz?” sorusunu sorduğunda %50’den fazlasının “İyi bilirdik” cevabını vermesidir.
-Çok teşekkür ederiz. Ben teşekkür ederim. Gazeteyi ve internet sitenizi keyifle takip ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.
 |