| Huzur Evi İhtiyacı ve Anne Baba Hakkı |
|
|
|
| Elif Hasret Aynacı tarafından yazıldı. |
| Salı, 07 Eylül 2010 21:24 |
|
Kadın – erkek , yoksul , sakat ve kimsesiz çocukları korumak için kurulmuştur. II. Abdülhamit Han ayrıca kimsesiz çocukların başı boşluktan kurtulup hem kendilerine hem de topluma faydalı olmaları için , zanaat sahibi olmalarını da istemiştir. Herhangi bir uğraşı olmayan insanların , bazen sırf bir can sıkıntısı için ciddi problemler çıkarması , bazı kesim insanların ağına düşerek topluma can emici bir kurt gibi zarar vermesi sanırım bu son yıllarda tekrar görüyoruz. Tabii ki biz insanları biz insanları doğru bir şekilde eğitmez ve bilgilendirmez isek bu kaçınılmaz olacaktır – oluyor da. Günümüzde “ Huzur Evi “ diye adlandırılan bu yerler halen toplumsal bir çok yaraya derman oluyor gibi! Ama her şeyde olduğu gibi sorun tespiti tam yapılmadığı sürece problemler karşısında atılan her adım biraz daha aşağıya batıracaktır. Şeker hastası bir kişiye insülin hormonu yerine daha çok yemek yedirmek gibi. “ Her şey düştüğü yerden kalkar “ yani , eğer bize gelen yaralıları sadece pansuman yaparak yolluyor isek bu işin sonu gelmez. Asıl , sorunun kaynağına inilmeli. Eğitim – Öğretim sistemi istenildiği kadar eleştirile bilir ki şu an “ eğitim “ kısmında bahsetmek oldukça zor. Bu çok ciddi bir şekilde irdelenmesi gereken bir mevzuu olmasına rağmen , ben asıl aile yapısına dikkatleri çekerek , eğitim – öğretim sorununu başka bir yazıya bırakmak istiyorum. Aile deyince ne anlıyoruz? Kimimiz duvarlar arasında yaşayan insanlar , kimimiz hır gürün eksik olmadığı bir insan topluluğu , kimimiz yaşamın sıradanlaşmış bir parçası , kimimizde zaruri bir ihtiyaç gözüyle bakıyor. Çok karamsar olmak istemem ama eşlerin bir birlerine formaliteden de olsa tebessüm etmemesi çok ciddi bir sıkıntı halini çoktan almıştır. Günümüzde “ empati “ yani “kendini karşısının yerine koyup düşünme “ yi biraz daha çok yapsak sorunların çözümlerinde ciddi bir yol kat etmiş olacağız. Şu an dünyanın çoğu yerinde ( Türkiye de dahil ) anne baba hakkı nedir tam bilinmiyor. Büyüklerimize yeterince saygı gösterilmiyor. Bazılarımız bunu çok abartılı görüyor ola bilir. Annelerimiz bizi 9 ay 10 gün karınlarında taşımış , iki yıl sırtında gezdirmiş kocaman olmuşuz belki saçlarımız ağrımış. Ama her zaman görevini tam yapamamış ama derdi ile 50 yaşına gelsek de ayakları acaba üşüyor mu ? deyip çorap vermişler. Kaldığımız yerde soba var mı ? diye sızlanmışlar. Ve nice uykusuz geceler. Peki siz anne babalarınıza ne yapıyorsunuz yada nasıl bir tavır içindeyiz ? kaç defa hal hatırlarını ihtiyaçlarının olup olmadıklarını soruyoruz. Herkes bunu zamanı geçmeden düşünmez ise bizim çocuklarımızın da bize aynı şeyleri yapmaları mukadder görünüyor. Çok su götürür ve götürmesi lazım bu konuyu çok uzatmayalım. Şimdi bize düşen elimizi vicdamıza koyup aklımızı başımıza alıp ilk fırsatta anne babamızın elini öpmek olmalı. Kendi huzurumuzu onların huzurlu olmasında aramalıyız. Belki böylece huzur evlerine olan ihtiyaç biraz azalır. Sizce huzur evlerinde gerçek manada mutluluk yakalansaydı orada ki insanların yüzlerinde sahipsizlik ve umutsuzluktan ziyade tebessüm eden çehreler olmazmıydı? Not: Tüm islam aleminin Ramazan Bayramını kutlarım. Yazının okunma sayısı: 289 Yorumlar (0)
![]() Yeni:
Güncel:
|
|
|





